23/8/2009 - seni çok sevdim.
Surprizlerim var hayat icin sakladigim Hic dokunulmamis bir kac hayal Ya yasayacagim ya yakacagim Sapanca'da ruzgar uzerine yemin edebilirim.
Bir kac adimim kaldi hayat icin yuruyecegim Hic adimlamadigim tek bir yol Ya kosarak gidecegim ya da dusecegim Sevan'da balik uzerine yemin edebilirim.
.....
Son bir sozum var ask icin soyleyecegim En güzel yesilden bir cift goz uzerine Tum sehre seslenebilirim; Iyi ki dogdu, iyi ki dogdu, iyi ki dogdu, iyi ki dogdu...
Dogum gunun kutlu olsun...
İlkay Aydın
|
|
Yorum yaz!
|
2009-10-19 09:48:16 - seni seviyorum'un mektup hali.) |
unebellehistoire |
Marx'tan...
Yürekten sevdiğim,
Sana gene yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da bana karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.
Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olununca her şey hiç ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yana yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlaşır. Küçük tedirginlikler onlara yol açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yan yanalık dolayısıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyüsüyle yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkım da öyle. Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: O, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve öznel izlenimlerimizde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk -Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil- sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor...
Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel. Ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrende sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.
Hoşça kal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.
Senin, Karl
Londra'daki Jenny Marx'a mektup
Manchester 21 Haziran, 1865
|
| Bağlantı |
|
b-iz.

kara'lanmasi ancak ak kağıtta
mümkün olan sevdanın
tükenmez dediğimiz
bi kalemle olusturuluyor olmasıdır anlattığım.
bir kalemin bir insan ömrünü
kırılarak bitirebildiği gibi
bir kalemin bir sevdayı
sonsuz kılmasıdır anlattığım.
yerli limitsiz sözcüklerde
ömrümce
ve sonsuza kadar
yasanabilecek bir "b-iz" olmasıdır anlattığım.
|