td { font-family: "Trebuchet MS"; tahoma, tahoma, sans-serif; font-size: 9pt; line-height: 1.7; color: #DDDDDD; } td.title { border-bottom: 1px dashed #333333; } td.leftside { padding: 10px; padding-left: 0px; text-align: justify; } td.rightside { padding: 10px; border-left: 1px dashed #333333; line-height: normal; } td.eyes { padding-left: 10px; padding-bottom: 3px; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 20pt; color: #FFFFFF; margin-bottom: 12px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 10pt; color: #FFFFFF; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #777777; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #EEEEEE; } a:visited { color: #EEEEEE; } a:hover { color: #6699FF; }




yarın cennet olacak...



1/5/2009 - keşke'ler olmasa keşke.

keşke yaşamımızın için de olan bir çok fazlalığı kolayca kesip çıkarabilsek hayatımızdan. Azdan az, çoktan çok gidiyor nasıl olsa.

görmek isteyip göremediklerimiz,  görmek istemeyip sürekli haşır neşir olmak zorunda olduklarımız ile sürdürdüğümüz her mecburi günü, belki daha çok cesaret, belki daha çok emek ile yoğurup temize çekebilsek, kara kalemlerle ak kağıtlara düşürülen lekeleri temizleyerek.

beklemenin, bekletmenin olmadığı, hiç bir şeyin, tanrının bile sınanmayacak kadar masum, şeffaf olup, herkesi gözlerinden okuyup anlayabilsek. ..

susmaların susturulup, lakin konuşmalarında yalnızca gerçekleri anlatabildiği bir zamanda, tüm yoklukları, bütün yokluğumuzu varlıklara dönüştürüp, o güzel güneşin, güzel gök yüzünün, güzel denizlerin, güzel insanların haklarını verebilsek.

yanmadan sevebilsek mesela. yakmadan sevebilsek...

isyanı helale, günahı şerre yakıştırıp, her doğruya bir sabit edindirerek, yerlerinden oynatılamayacak ve zaman yenik düşmeyecek kadar sağlam temelli, kökleri yüreklerin en derinine kadar nüfus edebilen davranışlarla, yıkılmaz sığınaklar olabilsek birilerine. Karşılıksız, plansız, hesapsız. Niyetsiz. Yaratana inanmasak da, yaratılanı sevebilsek…  

öyle durmalı ki insanların yanında, gözünü kapadığında birisi, arkada kalmasa gözleri, tek bir şüpheye yer vermeden zihninde, uyuyabilse mesela. huzurla geçirdiği bir günün perdelerini, güzel düşler görmek için, bir kaç saatliğine aralasa ve başını diğer rüyacının, düş gezgininin omzuna dayayıp, sadece mutluluktan ağlayabilse... mesela.

belki o zaman, hiçbir şey ertelenmek zorunda kalmayıp, kimse rüyalarından(kabuslardan) kaçma ihtiyacı hissetmezdi. hiç kimse bir diğeri için, bir şeyler kanıtlamak mecburiyetine koşullandırılmazdı.


daha mutlu olurlardı. Yekvücuttan bölünmeyen, kalansız tamlar. keşke yalnızlığı yalnızlıkla ıslah etmeye çalışmasaydık, kollarımızı kaygısızca açabilseydik, korkmadan, inanarak.

 Keşke’lerle uçup gidiyor işte zaman, biz şiirlere sığınırken... yine sığınalım...

"sende, ben imkansızlığı seviyorum
fakat asla ümitsizliği değil.."


Z.Y.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

b-iz.

/

kara'lanmasi ancak ak kağıtta
mümkün olan sevdanın
tükenmez dediğimiz
bi kalemle olusturuluyor olmasıdır anlattığım.

bir kalemin bir insan ömrünü
kırılarak bitirebildiği gibi
bir kalemin bir sevdayı
sonsuz kılmasıdır anlattığım.

yerli limitsiz sözcüklerde
ömrümce
ve sonsuza kadar
yasanabilecek bir "b-iz" olmasıdır anlattığım.




Ana Sayfa
Künye
Arşiv


MusicPlaylistRingtones
MySpace Playlist at MixPod.com