15/6/2009 - kalemim boyun büker.
bulut sokulur gözbebeğime yeşil konaklar mevsim çıkmazlarımda uçurtmalar terk ederken kentin akşamlarını öfke sus koca bir yalnızlık takılır eylemime
kalemim boyun büker
aklımda sevda kırıntıları yarı donuk imgeler özlem özlem dökülür kahır şafaklarına ağır ağır çıkarım kırık basamakları ben köy öğretmeni olmasam da yüreğimde ah işte orada hünkar bir hüznün sonyaz hıçkırıkları
çağlayanımdan dökülür özgürlük çığlıkları umutların alını taşır dudaklarım sevdiğim toprağı söyleyen türküm ey sen ve ben ağır aksak bir şarkıdan geçiyoruz değil mi ki hâleyiz değil mi ki boşluklar can verir elimizde oysa ne çok şeydaydık ne çok yılgınız böyle lambalara aldanan öksüz kelebekleriz ben köy öğretmeni olmasam da içimin bir yerinde durmaz ağlar ırmakların bestesi
sensizlik ve sessizlik büyüyor civarımda ben köy öğretmeni olmasam da benim de hüzün vardır sonbahar yüreğimde işte orda bir serçe her gün kanamaktadır parlayan gözlerinle şöyle bir bak yüzüme
kent derinliğinde sokaklara düşüyor akşam yalnızlıkları kent derinliğinde sonsuzluğa salınıyor kuzey kuşları kent gecedir uçurumdır yalnızdır kent maverada geziniyor gün uykuları
toprağı söyleyen türküm benim toprağı süsleyen türküm benim toprağı söyleşen türküm benim bak uçurtmalar terk ediyor akşamlarımı...
İsmail Aykanat
|
|
Yorum yaz!
|
|
b-iz.

kara'lanmasi ancak ak kağıtta
mümkün olan sevdanın
tükenmez dediğimiz
bi kalemle olusturuluyor olmasıdır anlattığım.
bir kalemin bir insan ömrünü
kırılarak bitirebildiği gibi
bir kalemin bir sevdayı
sonsuz kılmasıdır anlattığım.
yerli limitsiz sözcüklerde
ömrümce
ve sonsuza kadar
yasanabilecek bir "b-iz" olmasıdır anlattığım.
|