16/6/2009 - ah tamara!
şen ve gülec van gölünün küçük kıyı köyünden suya girer gizliden her gece bir nevcivan.
suya girer kayıksız, pazusuna güvenir, suyu yarar yüzerek karşı adaya doğru.
loş adadan sessiz sakin bir ışık var çağıran, onun için ışıldayan bir işaret durmadan.
güzel tamar geceleri böyle ateş yakıyor, ve sabırsız bekliyor orada sessiz,gizlice.
deniz durmaz,çalkalanır, gencin kalbi çırpınır, dalgaları kükrer coşkun oysa yüzer korkmadan.
tamar ise heyecanla onu bekler kıyıda, suyun sesi her kulaçta vücudunu titretir.
sustu zifiri kıyıda işte kara bir gölge, evet,bu o...buluştular kuşku dolu gecede.
dalgaları van gölünün tek okşayan kıyıyı, ayrılıyor adadan fısıldayıp gizemle...
onlar ise sevişirken gök kubbenin altında, dedikodu dalgalarda, şuh,ahlaksız tamar'a.
genç kızınsa yüreğinde çırpınışı sevginin, delikanlı döğüşürken, azgın,kızgın denizle.
ancak kötü birileri sırlarını öğrendiler, ve karanlık bir gecede meşaleyi söndürdüler.
sonsuz sularda kayboldu şaşkın,cesur genç aşık, rüzgarlarda tek bir ses var: iniltiler:"ah!tamar!..."
sesler çılgın kayalarda yankılanır durmadan, deniz kükrer,köpürür, kah bir derin ıslık çalar bazen inler:"ah!tamar!..."
sabah vakti,deniz yorgun bir cesedi getirdi, dudağında,titrek,donuk, iki sözcük: sanki ölüm sırasında mırıldanmış:"ah!tamar!..."
o gün,bugün bu adanın bir adı var: "ahtamar"
h.tumanyan
|